Kadın işçiler ve mücadele talepleri

Kadın işçiler de dahil işçi sınıfının haklı ve meşru taleplerinin sermayeden koparılıp alınması için birleşik bir sınıf hareketi şarttır. Bununla birlikte, bu taleplerin tek tek işyerleri ve sektörlerde toplu sözleşme süreçlerinde elde edilmesi mücadelesi, emeğin korunması mücadelesinin bir parçası olarak önemlidir. Ancak, kadın işçilerin taleplerinin yer aldığı TİS’ler parmakla sayılacak kadar azdır.

Türkiye’de kadın işçiler, işgücü istihdamında yaklaşık %30 oranında yer tutmalarına rağmen, hala yedek işgücü olarak görülüyorlar. Hizmet sektörü başta olmak üzere güvencesiz işlerde çalışmaya mahkûm ediliyorlar. Kapitalist sistemin krizinin derinleşmesiyle birlikte, işçi sınıfının bir parçası olan kadın işçilerin de sınırlı hakları tırpanlanmaya başlandı. Örneğin, “Kadın çalışanları gece çalıştırma koşulları yönetmeliği” değiştirilerek, üç sektörde gece çalışması yapabilecekler maddesi eklendi. Yine esnek çalışmanın adım adım yasalaşmasıyla süt izni gasp edildi, bir günlük regl izni kaldırıldı.

Türkiye sanayisinin belkemiğini oluşturan sektörlerde azımsanmayacak oranda kadın işçi çalışmasına rağmen, talepleri yok sayılmaya devam ediliyor. Bu durum, sendikal örgütlülüğe sahip işyerleri için de geçerli. İşçi sınıfının çıkarlarını savunmak yerine sermaye adına onu denetleme misyonunu yerine getiren sendikalar, kadın işçilerin hakları ve taleplerine de gözlerini kapıyorlar.

Kadın işçiler de dahil işçi sınıfının haklı ve meşru taleplerinin sermayeden koparılıp alınması için birleşik bir sınıf hareketi şarttır. Bununla birlikte, bu taleplerin tek tek işyerleri ve sektörlerde toplu sözleşme süreçlerinde elde edilmesi mücadelesi, emeğin korunması mücadelesinin bir parçası olarak önemlidir. Ancak, kadın işçilerin taleplerinin yer aldığı TİS’ler parmakla sayılacak kadar azdır.

Kadın işçilerin talepleri neler olmalı?

On yıllardır verilen mücadeleler sonucu iş yasasında kadın işçilerin kimi talepleri yer almaktır. Elde edilen hakların her geçen gün tırpanlanmasına karşı durmak ve daha da geliştirilmesi için mücadele etmek gerekmektedir. “İş sözleşmesi” yasaların üstünde geçerlilik taşıdığı için, bu taleplerin sözleşmelerde bağlayıcı hükümler olarak yer alması, işçi sınıfının toplam kazanımı açısından önemlidir.

Belli başlı talepleri şöyle sıralayabiliriz:

-Kadın işçilerin anne ve çocuk sağlığına zararlı işlerde çalışması yasaklanmalıdır.

- Doğum izinleri arttırılmalı, doğumdan önce ve sonra üçer aylık ücretli izin, tıbbi bakım ve yardım sağlanmalıdır.

- Kadınların çalıştığı tüm işyerlerinde, nitelikli, ücretsiz ve tüm işçilerin yararlanacağı kreş ve emzirme odaları olmalıdır.

- Zorunlu haller dışında gece çalışması yasaklanmalı, zorunlu gece çalışması 4 saatle sınırlandırılmalı ve artı ödeme sağlanmalıdır.

- Doğum yapan kadın işçilerin bir yıl boyunca gece çalışması yasaklanmalıdır. İş yasasında bu hükmün yer almasına rağmen, TEKSİF’in grup sözleşmesinde olduğu gibi, doğum yapan kadın işçilerin gece çalışmasının önü açılmaktadır. Buna izin verilmemelidir.

- Kadın işçilere, sağlık raporuna göre en az bir gün ücretli regl izni verilmelidir. Geçtiğimiz yıllarda iş yasasında yer alan “kadın işçilere 1 günlük regl izni” maddesi kaldırılmıştı. Birleşik Metal-İş’in birkaç işletmede bu izni kabul ettirmesi, bu açıdan bir kazanımdır.

-  8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesi, işçi sınıfının temel taleplerinden biri olmalıdır. Ağırlıklı belediyeler olmak üzere kimi işyerlerinde kadın işçilere 8 Mart’ta ücretli izin verilmektedir. Bu hak yaygınlaştırılmalı ve tüm işçiler lehine genişletilmelidir. 

- Cinsiyet ayrımcılığına son verilmeli, eşit işe eşit ücret ödenmelidir. 

- Kadına yönelik şiddete karşı önlemlerin toplu sözleşmelerde yer alması, şiddete karşı mücadele açısından olduğu kadar, erkek işçinin bilinç dönüşümü açısından da önemlidir. Örneğin Genel-İş’in kimi sözleşmelerinde, şiddet uygulayan eşin maaşının şiddet mağduru kadına verilmesi hükmü yer almaktadır. Öz İplik-İş Sendikası’nın toplu sözleşmelerinde de, şiddet uyguladığı kanıtlanan üyelerin sendika ve işyeri kurullarında görev alması yasaklanmıştır.

İşyerlerinde ve sendikalarda hâkim olan erkek egemen anlayışa karşı yaptırım açısından bu maddeler anlamlıdır. Kadın işçilere dönük şiddet ve mobbing uygulamalarına karşı hükümler daha da geliştirilmeli, toplu sözleşmelerde bağlayıcı bir tarzda yer almalıdır.

Daha da geliştirilmesi gereken bu tür talepler uğruna mücadele, emeğin korunması mücadelesini güçlendirecektir.