Asgari ücret en çok kadınları ilgilendiriyor

Asgari ücret tespit komisyonu gibi komisyonlardan ancak sermaye sahipleri çıkarına kararlar çıktığı düşünülürse, kadın işçi ve emekçilerin insanca çalışma koşulları ve ücret elde edebilmek için erkek sınıf kardeşleriyle birlikte fiili meşru mücadele yöntemleriyle mücadele etmekten başka seçenekleri olmadığı görülecektir.

Sadece asgari ücretlileri değil, tüm ücretli çalışanları yakından ilgilendiren yeni asgari ücret yeni yılın hemen öncesinde belli oldu. Sefalet ücreti olarak tanımlanabilecek asgari ücret 1.828 TL olarak açıklandı. Politikalarını hayata geçirirken işçi ve emekçileri ikna etmek için sık sık algı operasyonlarına başvuran iktidar ve ortakları asgari ücreti açıklarken de benzer yöntemleri seçtiler. “Psikolojik sınır” olarak tanımlanan “2.000 TL’nin üstü” bir rakamı vermiş görüntüsü yaratmak için asgari ücret AGİ ilave edilmiş haliyle 2.020 TL olarak ilan edildi. AGİ dahil haliyle bile açlık sınırında kalan, yoksulluk sınırından ise çok çok uzak olan 2.020 TL’lik asgari ücret, en çok da kadın işçi ve emekçileri ilgilendirmektedir.

Genellikle ailede “ek gelir” olarak görülen, bununla bağlantılı olarak sermaye sahipleri için “ucuz işgücü” olarak hesaplanan, içerisinden geçtiğimiz kriz döneminde de olduğu gibi ilk kapının önüne konmayı kendileri bile “normal” karşılayan kadınlar, “asgari ücret”in en önemli muhatapları konumundalar. Bu o kadar açık bir gerçek ki bu sene asgari ücret tespit komisyonuna göstermelik olarak dahil edilen “asgari ücretle çalışan işçi” bile bir kadındı. Kaldı ki bir takım istatistikler asgari ücretin en önemli muhataplarının kadın işçi-emekçiler olduğunu somut verilerle de göstermektedir.

Kadınların çoğu çalışamıyor

İstatistiki verilere göre asgari ücretli çalışanların %71’i erkek, %29’u kadınlardan oluşuyor (bkz. TÜİK 2013 Hanehalkı İşgücü Anketi). Ancak bu veri bizim için aldatıcı olmamalıdır. Bu noktada kadınların çalışma oranının erkeklere göre çok düşük olduğu unutulmamalıdır. Nitekim gene TÜİK verilerine göre istihdam oranları karşılaştırıldığında bu oranın kadınlarda %33,8, erkeklerde ise %72,1 olduğu görülmektedir (bkz. TÜİK Kasım 2017 Temel İşgücü Göstergeleri).

TÜİK Kasım 2017 verileri işsizlik oranlarının da kadınlarda daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Bu verilere göre kadınlarda işsizlik oranı %13,7 iken, erkeklerde %8,8’dir.

Kayıt dışı ve Yarı Zamanlı Çalışma kadınlarda daha yaygın

Bu oranlara bakılırken kadınların bir kısmının da kayıt dışı şekilde, sigortasız, günlük işlerde çalıştığı, bu işlerden kazandıkları paraların da asgari ücretin dahi çok çok altında olduğu unutulmamalıdır. Çalışanların sosyal güvenlik kurumuna kayıtlılık oranları incelediğinde kayıt dışı çalışma oranı erkeklerde %29,7 iken, bu oranın kadınlarda %43,4 olduğu görülmektedir. Kayıt dışı çalışmanın en yaygın olduğu tarım sektörü istatistiklerden çıkartıldığında kayıt dışı çalışma oranları biraz düşmektedir. TÜİK Kasım 2017 verilerine göre tarım dışı alanlarda çalışan kadınların %24,7’si kayıt dışı çalışmaktadır. 

Pek çok vesile ile iktidar sözcüleri tarafından “Kadının ev yükümlülüklerini yerine getirebilmesi, çocuklarına vakit ayırabilmesi, hem de çalışma imkanına sahip olması” şeklinde sunulan, böylece güvencesiz ve düşük ücretle çalışmayı meşrulaştıran yarı zamanlı çalışmanın kadın işçi ve emekçiler arasındaki yaygınlığı istatistiki verilere de yansımaktadır. TÜİK 2016 Hanehalkı İşgücü Anketi verilerine göre yarı zamanlı çalışma oranı erkeklerde %6,5 iken, kadınlarda %19,1’i bulmakta, erkeklerdeki oranı neredeyse üçe katlamaktadır.  

Çalışan kadınların yarıya yakını asgari ücret ve altında ücretle çalışıyor

Kadın ve erkek çalışanların kendi içlerinde asgari ücretle çalışma oranlarını incelemek ise bizim için tabloyu daha da netleştirmektedir. TÜİK 2013 Hanehalkı İşgücü Anketi verilerine göre asgari ücretle çalışma oranı kadınlarda %23, erkeklerde ise %19’dur. Asgari ücretin altında çalışma oranı ise kadınlarda %21, erkeklerde ise %12’dir. Kısacası kadın çalışanların %44’ü, yani neredeyse yarıya yakını asgari ücret ve altında çalışırken, bu oran erkeklerde %31’de kalmaktadır.

TÜİK verileri üzerinden basit bir tarama yapmak dahi asgari ücretin en çok kadın işçi ve emekçileri ilgilendirdiğini ortaya çıkarmaktadır. Veriler kadın işçi ve emekçiler içerisinde asgari ücretle çalışma oranının yaygınlığını ortaya koyarken, bir yandan da daha vahim bir tabloyu da gözler önüne sermektedir. Asgari ücretin de altında çalışma anlamına gelen yarı zamanlı, güvencesiz çalışma ve işsizlik de kadın işçi ve emekçilerin erkek işçi ve emekçilere göre daha yaygın bir şekilde karşı karşıya kaldıkları sorunlardır.

Bu tablo kadın işçi ve emekçilerin “güvenceli iş” talebiyle birlikte “İnsanca yaşamaya yetecek vergiden muaf ücret” mücadelesinde en önde durmaları gerektiğini göstermektedir. Asgari ücret tespit komisyonu gibi komisyonlardan ancak sermaye sahipleri çıkarına kararlar çıktığı düşünülürse, kadın işçi ve emekçilerin insanca çalışma koşulları ve ücret elde edebilmek için erkek sınıf kardeşleriyle birlikte fiili meşru mücadele yöntemleriyle mücadele etmekten başka seçenekleri olmadığı görülecektir.