Gıdada zamlar ve Erdoğan’ın orta oyunu

AKP iktidarı bugün yaptığı geçici düzenlemelerle, krizin etkilerini seçim sonrasına ötelemeye çalışmaktadır. İşçi sınıfı ve emekçiler seçimlerin ardından krizin ağır faturasıyla, dolayısıyla yeni saldırılarla yüzyüze kalacaklardır.

Ocak ayı enflasyonu hem aylık hem yıllık bazda yükselirken, enflasyona damgasını vuran gıda oldu. Gıda fiyatları son 16 yılın rekorunu kırdı, yıllık enflasyon yüzde 30’u aştı. Artan patlıcan ve biber fiyatları ön plana çıktı. Bunun karşısında marketlere ve pazarcılara “esip gürleyen” AKP şefi Tayyip Erdoğan, yeni bir orta oyunu ile yine sahneye çıktı.

Erdoğan’ın bu orta oyununa yandaş basın da dahil oldu. Sabah gazetesi Ocak ayı başında “2018’de başlatılan Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı’na markalar bu yıl da devam edecek. İndirimler yüzde 10’dan başlayacak” haberine yer vermişti. Sonra marketlerdeki fiyatlar “hedef” olunca, bu kez de indirim güzellemelerine zıt bir şekilde, “İndirim yalan zam gerçek”, “Çarşı vatandaşa karşı” başlıklı haberlere yer verdi.

Orta oyununun son perdesi, Erdoğan’ın 5 Şubat’ta partisinin meclis grubunda yaptığı konuşmaydı: “Vatandaşlar, ‘Market fiyatları birbirini tutmuyor, onlara bağırdınız ama biraz daha bağırın’ dediler. Tarım bakanına bazı talimatlar verdik, çalışıyorlar. Sebze fiyatlarına ayar çekme kararı aldık, gereken adımları atacağız. İstanbul’a başkan olduğumda ekmek fiyatları artıyordu, hemen fabrika kurduk. Belediyelerimizle bu adımları atabiliriz.”

Bu sahtekarlıklar, AKP iktidarının işçi sınıfı ve emekçileri aldatmak için demagoji ve manipülasyondan vazgeçmeyeceğinin yeni örnekleridir. Sermayenin demir yumruğu Erdoğan’ın söylediklerinin bir “doğruluk payı” bulunuyor. Pazar ve marketlerde fiyatlar el yakıyor, temel gıdalarda fiyatlar uçuyor. Ve Erdoğan’ın “vatandaş” diye hitap ederek aldatmaya çalıştığı işçi sınıfı ve emekçilerin öfkesi daha da büyüyor.

Bu nedenle Erdoğan, “vatandaşını dinliyor”, “talimatlar veriyor”, “müdahale edip reislik yapıyor” görüntüsü vermek için demagojik söylemleri devreye sokuyor. Emekçilerde beklenti yaratmak, onların huzursuzluğuna “ortakmış” görüntüsü vererek onları aldatmak istiyor. Aylardır sürdürdükleri sözde “enflasyonla topyekûn mücadele” kampanyasının bir sonuç vermediğinin farkında olan işçi ve emekçilerin tepkilerine ortakmış gibi görünmeye çalışıyor.

Bu tablo aslında, Erdoğan AKP’sinin derinleşen kriz ve emekçilerin artan huzursuzluğu karşısındaki çaresizliğini dışa vuruyor.

AKP-MHP koalisyonu acı reçeteyi seçim sonrasına bırakıyor

Şu unutulmamalıdır: Bugün marketlere “ayar veren” Erdoğan ve AKP’si, Hal Yasası başta olmak üzere yıllardır hayata geçirdikleri politikalarla marketlerin tekelleşmesini sağlamıştır. Küçük esnaf iflaslarının önünün açılmasıyla market zincirleri kârlarına kâr katmıştır.

Tarımsal ürünlerdeki fiyat artışı ise, ithalata dayalı politikaların, yabancı tekellere sunulan hizmetlerin bir ürünüdür. Hâlâ da sözde “fiyat düşürmek” adına ithalatı teşvik etmeye dönük gümrük vergisi düzenlemeleri hayata geçirilmektedir. AKP iktidarının büyük sermayeye hizmet eden bu uygulamaları, fiyatların artmasına ve emekçilerin yoksullaşmasına sebep olmuştur.

Bugünkü “ayar verme”ler kitleleri aldatmak için sahnelenmektedir. Krizin etkisinin seçimlere yansımaması için her türlü yalan ve manipülasyon devreye sokulmaktadır.

AKP iktidarı bugün yaptığı geçici düzenlemelerle, krizin etkilerini seçim sonrasına ötelemeye çalışmaktadır. İşçi sınıfı ve emekçiler seçimlerin ardından krizin ağır faturasıyla, dolayısıyla yeni saldırılarla yüzyüze kalacaklardır. Sermaye ve AKP-MHP koalisyonu, krizin acı reçetesini işçilere ödetmenin hesabını bugünden yapmaktadır. İşçi ve emekçiler bu hesaplara karşı uyanık olmalı, sınıf kardeşleriyle bir araya gelerek örgütlü mücadeleye hazırlanmalıdır.