AKP’nin yerel seçim manifestosu… Arsızlık ve yüzsüzlükte sınır tanımıyorlar!

Sermayenin yıkım hükümeti olan Erdoğan AKP’sinin yenilenmeden anladığı da bir siyasi hesaplaşmadır. Taksim’e cami projesi, Topçu Kışlası gibi daha birçok uygulama bu anlayışın ürünüdür. Bu yüzden adına “manifesto” dedikleri bu on bir maddelik özet aslında yaptıklarının reddi değil, geçmişin tersyüz edilerek yeniden emekçilere servis edilmesidir.

Yerel seçimler öncesi düzen partileri sahte vaatlerden ibaret programlarını açıklamaya başladılar. Bu seçim yarışının en dikkat çeken yanlarından biri ise, tümünün “muhalefet” saflarında yer alıyor olması. “Bundan böyle şehir plânları, uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacak. İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle izin verilmeyecek” diyerek, on bir maddelik bir “manifesto” açıklayan Erdoğan, Erdoğan’a karşı!

Tam bir arsızlık!

Bu manifestoya göre AKP’li belediyeler; “Şehir planları”, “Altyapı ve ulaşım”, “Kentsel dönüşüm”, “Benzersiz şehirler”, “Akıllı şehirler”, “Çevreye saygılı şehirler”, “Sosyal belediyecilik”, “Yatay şehirleşme”, “Halkla birlikte yönetim”, “Tasarruf ve şeffaflık” ve “Değer üreten şehirler” ilkeleri çerçevesinde hizmet verecekmiş.

Hatırlanırsa, “İstanbul’a ihanet ettik” sözü de Erdoğan’a aitti. “İstanbul gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik. Vahşi kapitalizmin hırslarına asla kapılmamalıyız” diyebilme arsızlığını göstermiştir. Bugüne kadar şehirleri moloz yığınına çeviren, hafriyat kamyonları ile işgal eden, kentlerin en güzel yerlerini sermayeye parsel parsel satan, yaşam alanlarını yok edenler kendileri değilmiş gibi, açıkladıkları manifestolarının ilk maddesinin başlığını “Şehir Planları” koymuşlar. Buna göre şehir planları uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacakmış. İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle izin verilmeyecekmiş.

Tek eserleri: Kentler beton yığını!

Anlaşılan o ki, 16 yıllık iktidarları boyunca ceplerini boşalttıkları yoksulların hafızasına da beton döktüklerini düşünüyorlar. 25 yıldır İstanbul, Ankara gibi birçok büyükşehirde ve ilçelerde belediyeler onların elindedir. Övünülecek tek bir eserleri olmadığı gibi, rant uğruna kentleri beton yığınlarına çevirmişlerdir.

Deprem toplanma alanlarını ranta açanlar, yandaş inşaat firmaları ve müteahhitler daha çok kazansın diye çarpık yapılaşmaya izin verenler, artık şehirleri hem deprem riskinden hem de çarpık yapılaşmadan kurtaracaklarmış! Onlar sayesinde İstanbul’da olası bir depremde toplanma alanı kalmadı, ama tam bir utanmazlıkla konuşmaya devam ediyorlar.

Her yağmurda felç olan kentlerin altyapı ve ulaşım sorunlarını tüm şehirlerde tamamen çözeceklermiş. Emekçilere nefes alacak yer bırakmayanlar, yoksullara “yuvarlanmaları” için Millet Bahçeleri yapacaklarını söylüyorlar. Artık doğal güzellikleri mahvetmenin adı Millet Bahçeleri olacak. Son olarak Türkiye’nin Maldivleri denilen Salda Gölü bu amaçla yok edilecek. “Mahalle mahalle yaygınlaştıracağız” dedikleri Millet Kıraathaneleri ise işsiz bıraktıkları emekçileri oyalamanın mekanları olacak!

Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır!

Yaşam alanlarını “Benzersiz Şehirler” yapacakları doğrudur. Yapılanlardan fazlasıyla biliniyor.

Kendi hikayesi olan şehirlerin siluetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığına katkıda bulunmayan projelere izin verilmeyecekmiş! Tarihi yapılar ve mekanlar şehrin günlük hayatının ayrılmaz parçaları haline getirilecekmiş!

Hasankeyf’i, koca bir tarihi sular altında bırakanlar mı bunu yapacak? Doğayı HES’lerle, gelişi güzel açılan maden ocaklarıyla yok edenler mi bunu yapacak? Kentlerin estetiğini silenler, birbirinin aynı ve yapay yapılaşmayı mimari eser sananlar, taklitten ve tekrardan uzak, geçmişten feyz alan, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir mimariyi hakim kılacaklarmış!

Sermayenin yıkım hükümeti olan Erdoğan AKP’sinin yenilenmeden anladığı da bir siyasi hesaplaşmadır. Taksim’e cami projesi, Topçu Kışlası gibi daha birçok uygulama bu anlayışın ürünüdür. Bu yüzden adına “manifesto” dedikleri bu on bir maddelik özet aslında yaptıklarının reddi değil, geçmişin tersyüz edilerek yeniden emekçilere servis edilmesidir.