Yeraltında milyonlarca ton mikroorganizma keşfedildi - Jonathan Watts

Çeşitli ülkelerin bilim insanlarından oluşan bir ekip, dünya okyanuslarında bulunanın iki katı büyüklükte bir ekosistem keşfettiler. Mikroorganizmalardan oluşan ekosistem, bilim dünyasında heyecan yarattı.

Dünya okyanuslarının tamamının neredeyse iki katı büyüklüğündeki zengin bir ekosistemi ortaya çıkaran “derin yaşam” çalışmalarına göre, dünyamız daha önce düşünülenden çok daha canlı.

Bilim insanları aşırı sıcağa, ışık yokluğuna, sınırlı miktarda besine ve yoğun basınca rağmen, bu yeraltı biyosferlerinin barındırdığı 15 milyon ilâ 23 milyon tonluk mikroorganizmalarla, gezegendeki tüm insanların toplam ağırlığından yüzlerce defa daha yoğun olduğunu tahmin ediyorlar.

İnanılmaz bir keşif

Derin Karbon Gözlemevi’nde çalışan araştırmacılar, yeraltındaki türlerin çeşitliliğinin Amazon ya da Galapagos Adaları’yla karşılaştırılabileceğini belirtiyorlar; ancak bu bölgelerin aksine, yaşam alanı hâlâ büyük ölçüde bozulmamış durumda, çünkü insanlar yeraltının büyük kısmını daha yeni incelemeye başladılar.

ABD Knoxville’deki Tennessee Üniversitesi’nde doçent olan Karen Lloyd, “Yeryüzünde yepyeni bir yaşam havzası bulmak gibi” diyor. “Sürekli olarak yeni yaşam türleri keşfediyoruz. Yaşamın büyük bir kısmı, dünyanın yüzeyinde değil, onun derinlerinde bulunuyor.”

Araştırma ekibi, 52 ülkeden jeoloji ve mikrobiyolojiden kimya ve fiziğe uzanan çeşitli disiplinlerde çalışan bin 200 bilim insanını bir araya getiriyor. On yıllık çalışmalarının sonuçlanmasından bir yıl önce, Amerikan Jeofizik Birliği yıllık toplantısının başlamasından önce bugüne dek elde edilen bulguları bir araya getirecekler.

Eldeki örnekler, ekosistemin modellerini oluşturmak ve ne kadar canlı karbon içerebileceğini anlayabilmek amacıyla, 5 kilometreden daha derin yerlerden ve deniz altı sondaj sahalarından toplandı.

Sonuçlar, yeraltında, sülfürik sıvı kaynaklarında yaşayan iğneli ‘Altiarchaeales’ ve deniz tabanındaki 121 derece ısıya sahip hidrotermal bacalarda bulunan tek hücreli bir organizma olan ‘Geogemma barossii’ de dahil olmak üzere, dünyadaki bakterilerin ve arkelerin* yüzde 70’inin burada bulunduğunu gösteriyor.

Binlerce yıl yaşıyorlar

Yüzeyin 2.5 km altında bulunan bir organizma milyonlarca yıldan beridir orada gömülüydü ve güneşten gelen enerjiyle beslenmiyordu. ‘Metanojen’, bunun yerine, çoğalmak veya bölünmek için kullanamasa da hasarlı parçalarını değiştirmek veya onarmak için bu düşük enerji ortamında metan oluşturmanın bir yolunu buldu.

Lloyd şöyle diyor: “Benim açımdan en tuhaf şey, bazı organizmaların binlerce yıl boyunca var olabilmesi. Metabolik olarak aktifler ama hayatı desteklemenin mümkün olduğunu düşündüğümüzden daha az düzeydeki bir enerjiyle, bir çeşit durağanlık halindeler.”

Oregon State Üniversitesi’nde mikrobiyal bir ekolojist olan Rick Colwell, yer altı yaşamındaki zaman ölçeğinin tam anlamıyla farklı olduğunu belirtiyor. Bazı mikroorganizmalar binlerce yıldır yaşıyor, tektonik plaka hareketleri, depremler veya patlamalar gibi faaliyetler dışında çok zor hareket ediyorlar.

“Biz insanlar, onlara kıyasla hızlı süreçlere daha aşinayız -Güneş’e dayalı günlük döngüler veya Ay bazlı ay döngüleri- fakat bu organizmalar jeolojik zaman dilimleri üzerine kurulu ağır ve kalıcı döngülerin bir parçası.”

Yeraltı dünyası biyosferleri, jeoloji ve coğrafyaya göre farklılıklar gösteriyor. Toplam büyüklüklerinin 2 milyar metreküpten daha fazla olduğu tahmin ediliyor; ancak bu ağırlık gelecekte daha da artabilir.

Teknik ilerlemeler sayesinde keşfedildi

Araştırmacılar keşiflerinin iki teknik ilerlemeyle mümkün olduğunu belirtiyorlar: Dünya’nın kabuğunun çok daha derinlerine inebilen sondaj matkapları ve giderek daha küçük boyutlardaki yaşamın görüntülenmesini sağlayan mikroskoplardaki teknik ilerlemeler…

Bilim insanları, yaşamın devam edemeyeceği bir alt sınırın varlığını bulmaya çalışıyorlardı ama daha derine indikçe buldukları şey daha fazla yaşam oldu. Şu anda çalışabildikleri en yüksek sıcaklık düzeyi 122 derece ama araştırmacılar daha karmaşık araçlar keşfetmeyi ve geliştirmeyi sürdürdükleri takdirde, bu düzeyin de aşılacağına inanıyorlar.

Yaşamın derinlerden yüzeye ya da yüzeyden derinlere doğru kolonize olup olmadığı, mikropların kimyasal süreçlerle nasıl bir etkileşim yaşadığı ve bu hususların, yaşamın ve Dünya’nın nasıl evrimleştiğiyle ilgili neleri ortaya çıkarabileceği de dahil olmak üzere, henüz sırlar varlığını koruyor.

Bilim insanları, bazı bulguların felsefe ve ekzobiyoloji (dünya dışı yaşam arayışı) alanına girdiğini ifade ediyorlar.

Carnegie Bilim Enstitüsü’nde bir mineralog (mineral bilimci) olan Robert Hazen şöyle diyor: “Kendimize şunu sormamız gerekiyor: Şayet bizi farklı beklentilere götüren dünyadaki yaşam tecrübesi bu kadar çeşitlenebiliyorsa, başka dünyalarda var olabilecek yaşamı araştırırken hangi gariplikleri beklemeliyiz?”

*Arkeler, prokaryot (çekirdeği olmayan) ve tek hücreli mikroskobik organizmalardır.

Yazının aslı The Guardian‘dan alınmıştır.  (Çeviren: Tarkan Tufan)

Gazete Duvar / 22.12.18