İran’a yaptırım ve emperyalist çıkarlar

ABD, bir dizi alanda gerilim yaşadığı Avrupa Birliği ile şimdi de İran konusunda ayrı düşmüş bulunuyor. Düne kadar Ortadoğu’da ABD politikalarına boyun eğen Almanya ile AB ülkelerinin “anlaşmadan çekilmiyoruz” demeleri, İran’la ticaret konusunda ortak kararı almaları, Rusya ve Çin’in ulaştığı düzey vb. İran’a ABD karşısında “dik” durma imkânı sağlıyor.

Kapitalist sistemin krizinin derinleşmesi, emperyalist güçler arasındaki rekabeti daha da kızıştırmakta, nüfuz mücadeleleri yoğunlaşmakta, saldırganlık ve savaşlar artmaktadır. Tüm bunların kendini değişik düzeylerde ortaya koyduğu en önemli alan ise Ortadoğu’dur. Büyük yıkım ve acılar içinde kıvranan bu coğrafya, emperyalist müdahale ve savaşların ön sahnesi olmaya devam etmektedir.

Libya, Suriye ve Yemen’de yaşananların yanı sıra İran’a yönelik devam eden kuşatma ve artan savaş tehditleri de bunun göstergeleridir. Ortadoğu’da bir bölge gücü olarak ABD’nin plan ve çıkarları önünde engel teşkil eden İran’ı “baş ağrıtan” bir sorun olmaktan çıkarmak, 1979 devriminden bu yana ABD’nin temel hedefleri arasındadır. İran’a karşı bitmek bilmeyen emperyalist dayatmalar bunun ifadesidir. Son yıllarda ölçü tanımaz bir saldırganlık ve provokasyon sürekli tırmandırılmaktadır.

Trump iktidara gelir gelmez, İran’a yönelik düşmanlıkta yeni adımlar atmaya başladı. İran’la olan nükleer anlaşmanın felaket olduğu, onu daha da güçlendireceğini iddia etti. 2015 yılında ABD, Rusya, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere ve İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiklerini açıkladı. İran’ı “dünyanın önde gelen terör destekçisi” olarak niteledi ve “en yüksek derecede ekonomik yaptırım” uygulayacağını ilan etti. İran’a nükleer silah elde etme konusunda destek verecek ülkeleri ise cezalandırmakla tehdit etti.

Kısacası, İran’ı dize getirmeyi hedefleyen saldırgan politikalarını tırmandırdı. Ekonomik yaptırım bunun temel araçlarından biri olarak devreye sokuldu.

Yaptırım ve ambargolarla ekonomik krizi derinleştirerek hoşnutsuzluğu büyütmek, böylece İran rejimini içten zayıf düşürmek istiyor. İran’ın İsrail ve Körfez monarşileri üzerinde yarattığı basıncı düşürmek, İran’ı Suriye ve Irak’tan çekilmeye, Hizbullah ve Filistinli örgütlere verdiği desteği kesmek, nükleer programlarını terk etmeye zorlamak, olmazsa rejimi yıkmaya dönük başka yollar denemek, ABD’nin izlediği İran politikasının esaslarıdır. 2015’de imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi, kapsamlı ve sert yaptırımlara yönelmesi bundan dolayıdır.

İki aşamalı yaptırımlardan ilki Ağustos’tun ilk haftasında açıklanmıştı. İran’ın ABD doları ile işlem yapmasına, devlet tahvili almasına, altın ve değerli madenlerle ticaret yapmasına, çelik, kömür, alüminyum ticaretine engeller konulmuştu. Otomotiv ve sivil havacılığa ambargo getirilmiş, gıda ürünlerinin ihracatı yasaklanmıştı. Kasım’ın ilk haftasında yürürlüğe konulan ikinci aşamadaki yaptırımların temel hedefi ise, İran’dan petrol ürünlerinin satın alımına uluslararası kısıtlamaların getirilmesiydi. Liman, gemicilik ve deniz ulaşımı şirketleri de yaptırımların hedefleri arasındaydı. 

Trump, “İran’la iş yapan ABD ile yapamayacak” demiş ve iş yapanların ABD’nin yaptırımlarına maruz kalacağını duyurmuştu. Açıklamanın ardından, Avrupa’nın kimi otomotiv, petrol ve taşımacılık devleri, sigortacılık ve çelik şirketleri, İran’la ticareti durdurduklarını açıklamak durumunda kalmışlardı. 

ABD’nin yaptırımları sadece İran’ı değil, emperyalist hegemonya mücadelesinde yer alan karşıtlarını da hedefliyordu. Ama asıl büyük yıkımı İran’ın işçi ve emekçi kitleleri yaşamak zorunda kalacaklardı.

İran ile ticarete AB desteği ve hegemonya savaşı

Almanya, Fransa ve İngiltere, ABD yaptırımlarına karşın İran’la ticaret yapmak amacıyla INSTEX adlı bir mekanizma kurdu. Bükreş’te yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında açıklanan INSTEX (Ticari Faaliyetlere Özel Araç Desteği) adlı mekanizmaya Avrupa Birliği de destek verdiğini duyurdu. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, yaptığı açıklamada, AB’nin İran ile yapılan nükleer anlaşmaya bağlı kalacağını vurguladı. ABD’nin ekonomik yaptırımlarına rağmen İran ile yasal olarak ticaret yapmanın bu mekanizma sayesinde mümkün olacağını söyledi.

Merkezi Fransa’da olacak olan mekanizmanın yöneticiliğini Almanların üstlenmesi bekleniyor.

Tahran hükümeti, ABD’nin ekonomik yaptırımlarına rağmen İran ile ticarete devam edebilmek için oluşturduğu INSTEX adlı ticari mekanizmadan memnuniyet duyduğunu açıkladı.

İran ile Batılı ülkeler arasında imzalanan nükleer anlaşmayı Trump’ın tek taraflı feshetmesi karşısında AB anlaşmaya bağlı kalacağını açıklamıştı. ABD’nin yaptırımlarına karşı İran ile ticaret yapmanın yollarını aramış, INSTEX adlı bir ödeme mekanizması oluşturmuştu.

İran ile ticaretin önündeki en büyük engellerden biri, ticari işlemlere müdahil olan bankaların ABD yaptırımlarının hedefi haline gelmesi. Almanya, Fransa ve İngiltere, bu özel ödeme kanalı üzerinden, Avrupalı şirketlerin İran’dan yaptığı ithalatın karşılığında İran’a ihracat yapabilmesini öngörüyor. Bir tür takas piyasası demek olan bu mekanizma kapsamında, İran’ın ihraç ettiği ürünler karşılığında para yerine ürün verilecek. Almanya, Fransa ve İngiltere’nin başını çektiği ödeme mekanizmasına diğer AB ülkelerinin de katılması bekleniyor.

Emperyalist hegemonya bunalımı

Almanya, Fransa ve İngiltere, ABD yaptırımlarına karşın INSTEX’i oluşturarak, ABD’yi yalnız bırakmış oldular. Bu, emperyalist hegemonya bunalımının göstergelerinden biri, ABD hegemonyasındaki çözülmenin bir sonucudur. Hegemonik gücü sarsılsa da, hala da dünya gücü olan ABD, konumunu korumak için küresel ve bölgesel güçlere karşı saldırgan bir politika izlemektedir. Karşısında ise Rusya, Çin ve AB gibi küresel emperyalist odaklar yükselmekte, bunlar arasındaki nüfuz mücadeleleri, çelişki ve çatışmalar giderek derinleşmektedir. 

Emperyalist güçler dünya egemenliği mücadelesinde giderek daha büyük karşı kamplara bölünmektedir. Özellikle 2008’den beri ağırlaşan kriz, emperyalist kamplaşmaları ve nüfuz mücadelelerini büyütmektedir. 

ABD, bir dizi alanda gerilim yaşadığı Avrupa Birliği ile şimdi de İran konusunda ayrı düşmüş bulunuyor. Düne kadar Ortadoğu’da ABD politikalarına boyun eğen Almanya ile AB ülkelerinin “anlaşmadan çekilmiyoruz” demeleri, İran’la ticaret konusunda ortak kararı almaları, Rusya ve Çin’in ulaştığı düzey vb. İran’a ABD karşısında “dik” durma imkânı sağlıyor.

İran’ın, AB ülkeleri, Rusya ve Çin ile işbirliğini geliştirebilmesi, ABD ve İsrail siyonizminin saldırganlığına direnebilmesi, Irak, Lübnan, Suriye ve Yemen’de etkinliğini artırabilmesi, ABD’nin emperyalist hegemonya mücadelesinde yaşadığı gerilemenin sonuçlarından biridir.