ABD’nin Venezuela’ya bitmeyen saldırganlığı

ABD emperyalizmi ve Venezuela’nın işbirlikçi burjuvazisi şimdi çok yönlü yeni bir saldırganlıkla rejimi yıkmayı hedefleyen her türlü girişimde bulunacaklarını ilan ediyorlar. Bunun için her zaman her türlü bahane bulmakta ustadırlar. Her türlü kanlı ve kirli yöntemin, envai türlü entrikaların yanı sıra askeri müdahalede bulunabileceklerini “demokrasi ve özgürlük” adına ilan edebilmektedirler. İçerdeki Amerikancı gerici güruh da yine aynı “ulvi” amaçlarla ABD’yi müdahaleye davet edebilecek kadar onursuzlaşıp alçalabilmektedir.

Latin Amerika’yı arka bahçesi kabul eden ABD, bölgedeki ülkelerin ABD’nin uşaklığını kabul etmeyen hükümetlerine, halklarına ve emekçilerine karşı bitmek bilmeyen bir kinle, en kirli ve en kanlı yöntemlere başvurarak savaştı ve savaşıyor. Kıtada sayısız kanlı/kansız darbeler tezgâhlayarak desteklediği diktatörlüklerin yanı sıra kontrgerilla çetelerini de harekete geçirerek yüz binlerce Latin Amerikalının kanını akıtan bu haydut devlet, aynı uğursuz rolünü oynamaya devam ediyor. Kendi çıkarları önünde engel kabul ettiği rejimleri kirli oyunlarla ve işbirlikçileri aracılığıyla içten çökertmek de onun sistemli olarak başvurduğu yöntemlerinden biridir.

Amerikan emperyalizminin saldırısı altındaki ülkelerden biri de Venezuela’dır. Yıllardan beri her yol ve yöntemi kullanarak, Chavez ve ardından da Maduro hükümetine diz çöktürmek ABD’nin vazgeçmediği temel bir hedef olageldi.

Ardı ardına ekonomik yaptırımlar uygulamak, bu yolla ekonomik sıkıntılar içinde bulunan hükümeti iyice bunaltmak, ABD’nin sıkça başvurduğu saldırı biçimlerinden biridir.

Buna yenisi eklenmiş durumdadır. ABD, Venezuela’ya yeni yaptırımlarda bulunacağını açıkladı. Açıklamada, Venezuelalı 7 kişi ve Globovision televizyon kanalı da dahil iki kurumu yolsuzluk gerekçesiyle yaptırım listesine alındığı belirtildi. ABD, Venezuela’da muhaliflerin kontrolündeki Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu yasa dışı ilan eden Ulusal Meclis’i desteklediğini de duyurdu. Devlet Başkanı Donald Trump, Kurucu Meclis’in hayata geçirilmesi halinde Venezuela’yı “hızlı ve ekonomik yaptırımla” tehdit etmişti. Yaptırımların ilk adımı olarak da bakan düzeyinde pek çok hükümet görevlisinin ABD’deki malvarlıklarını dondurmuştu.

ABD, Venezuela’da Amerikancı muhaliflerin kontrolündeki Ulusal Meclisi, “ülkede demokrasiyle seçilen tek meşru kurum” olarak görüyor. Söz konusu meclis, Devlet başkanı Nicolas Maduro’yu yasa dışı ilan etti ve orduya da “demokrasinin yeniden inşası için destek” çağrısında bulundu. Yeni yasama döneminde yemin ederek göreve başlayan meclisin yeni başkanı Juan Guaido, “Biz, Nicolas Maduro’nun gayri meşru olduğunu yeniden dile getiriyoruz. 10 Ocak’tan itibaren, devlet başkanlığını ele geçireceğiz, netice itibariyle bu Ulusal Meclis, halkın tek meşru temsilcisidir” dedi.

Venezuela’da 20 Mayıs 2018’de devlet başkanlığı seçimleri yapılmış, Nicolas Maduro seçime katılanların yüzde 68’inin oy desteğiyle yeniden başkan seçilmişti. 20 Mayıs’taki seçimleri çoğu Amerikancı muhalif parti boykot etmiş, “uluslararası toplum” ise seçimlerin meşru olmadığını dile getirmişti.

10 Ocak Perşembe günü düzenlenecek yemin töreni ile yeni dönemine başlayacak olan Maduro ve yönetimi yeniden çok yönlü saldırıların hedefinde bulunuyor.

ABD işbirlikçisi olan hükümetler de Maduro yönetimine karşı harekete geçmekte gecikmedi. Lima Grubu’nun düzenlediği ve Arjantin, Brezilya, Guatemala, Guyana, Kanada, Kolombiya, Kosta Rika, Honduras, Panama, Paraguay, Santa Lucia, Şili ve Peru’nun dışişleri bakanlarının katıldığı “Venezuela” konulu toplantıda, Latin Amerika’daki işbirlikçi hükümetler, Maduro’nun 10 Ocak’ta başlayacak yeni hükümetini kabul etmeyeceklerini duyurdular. Peru Dışişleri Bakanı Nestor Popolizio, Maduro’ya, yetkilerini ülkede “yeni demokratik seçimler düzenlenene kadar” Ulusal Meclis’e devretmesi çağrısı yaparken, Venezuela hükümetinin üst düzey temsilcilerine de topraklarına giriş izni vermeme kararı aldıklarını, bu kişilere ve bağlı şirketlere mali yaptırım uygulanacağını vurguladı.

ABD’nin Venezuela’ya karşı kirli tezgahları

Venezuela, Chavez’in başkanlık koltuğuna oturduğundan bugüne kadar her türlü kirli ve kanlı entrika ve müdahalelere hedef oldu. ABD, Bolivarcı devrime bitmek bilmeyen bir kinle saldırdı. Önemli reformlara imza atan, toprakta ve petrol şirketlerinde belli kamulaştırmalara girişerek emperyalist egemenliğe son vereceğini iddia eden Bolivarcı rejimi, ABD kendi ulusal güvenliğine tehdit olarak tanımladı ve buna uygun bir kudurganlık sergiledi. Yapılmakta olan halen de budur.

ABD emperyalizmi türlü entrikalara, kirli tezgahlara ve kanlı girişimlere rağmen bugüne kadar “Bolivarcı devrimi” yıkmayı henüz başaramadı ama yıkmak hedefinden de vazgeçmedi.

ABD emperyalizmi ve Venezuela’nın işbirlikçi burjuvazisi şimdi çok yönlü yeni bir saldırganlıkla rejimi yıkmayı hedefleyen her türlü girişimde bulunacaklarını ilan ediyorlar. Bunun için her zaman her türlü bahane bulmakta ustadırlar. Her türlü kanlı ve kirli yöntemin, envai türlü entrikaların yanı sıra askeri müdahalede bulunabileceklerini “demokrasi ve özgürlük” adına ilan edebilmektedirler. İçerdeki Amerikancı gerici güruh da yine aynı “ulvi” amaçlarla ABD’yi müdahaleye davet edebilecek kadar onursuzlaşıp alçalabilmektedir.