ABD'nin yeni hedefi: Suudi Arabistan! - Mühdan Sağlam

ABD Senatosu son dönemde Suudi Arabistan’a dönük sert bir tutum aldı. Suudi Arabistan’ın petrol konusunda Rusya ile beraber hareket etmesi, dahası Çin ile olan ekonomik ve politik yakınlaşması, petro-dolar sistemine tehdit olarak görülüyor. ABD bu tehdit karşında Yemen başta olmak üzere pek çok konuda ders verip Riyad’ı hizaya getirmeye çabalıyor.

ABD Senatosu geçen hafta Suudi Arabistan’a dönük önemli kararlar aldı. Kaşıkçı cinayeti sonrasında ABD’nin Suudi Arabistan’a dönük nasıl bir tutum takınacağı en büyük merak konularından biriydi. ABD Başkanı Donald Trump, Riyad’a dönük ciddi bir yaptırımdan yana olmadığını ifade etti. Trump, kararına gerekçe olarak ABD’nin krallıkla olan ticari ilişkilerini gösterdi. Ancak Kaşıkçı cinayetinde açıkça Riyad’ı suçlayan, bununla kalmayıp veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ı işaret eden CIA raporu ve ABD yetkililerinden gelen açıklamalar farklı bir duruma işaret ediyor.

G20 Zirvesi için Trump yola koyulmaya hazırlanırken ABD Senatosu’nun, Yemen’de Suudi Arabistan’ın liderliğini üstlendiği ve büyük bir kısmı Körfez ülkelerinden oluşan koalisyon güçlerine askeri desteğin son bulması için toplanacağı duyuruldu. G20 öncesi gelen bu adım, Trump’ın Arjantin’deki zirvede Prens Selman ile yakınlaşma ihtimalini de ortadan kaldırmaya dönüktü. Bununla yetinmeyen Senato, geçtiğimiz hafta iki konuda adım attı. İlki Kongre’de oylamaya gerek olmayacak şekilde Savaş Uygulamaları ve ABD’nin Kuvvetlerinin Durumunu Düzenleyen Yasaya dayanarak ABD’nin Yemen Savaşı’nda sunduğu askeri yardımın bitirilmesinin Senato’dan geçmesiydi. Böylece karar doğrudan Trump’ın önüne gelecek. İkincisi, Senato Kaşıkçı cinayetinde Prens Selman’ı suçlu gören başka bir karara imza attı.

ABD’nin son dönemde Suudi Arabistan’a dönük attığı bu adımlarında Krallığın attığı bazı adımlar etkili.

ABD: Petrol ve Rusya konusunda Suudi Arabistan sınıfta kaldı

ABD ile Suudi Arabistan arasında iplerin gerilmesine neden olan ilk gelişme özellikle Haziran ayından bu yana gündeme gelen petrol fiyatları konusu. ABD’nin İran’a petrol alanında yaptırım uygulayacağını ilan etmesiyle petrol fiyatları yükselişe geçmişti. ABD bu noktada İran konusunda kendisiyle hem fikir olan ve en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan’ın liderliğini üstlendiği OPEC’ten üretim kesintisini bitirmesini ve üretimi artırmasını istemişti. Trump’ın Temmuz ayında yaptığı, “Kral Selman ile konuştuk, İran yaptırımlarının ardından Suudi Arabistan üretimi 1 milyon varil artıracak” çıkışını Kral Selman yalandı. Eylül ayında Trump’ın yeniden OPEC’e yaptığı “üretimi artırın” talebine OPEC ve OPEC Dışı Bakanlar Toplantısı’nda Suudi Arabistan “hayır, kesintiye devam, üretim artışı söz konusu değil” yanıtını verdi.

Suudi Arabistan İran yaptırımları devreye girdikten sonra bile üretimi artırdığı halde açıkça bunu ifade etmedi. Haberlerin etkisinin kendisinden büyük olduğu borsada Suudilerin üretim artışı bekleneni vermedi. Aralık ayında toplanan OPEC ve OPEC dışı üreticiler toplantısı yine Trump’ın ‘üretimi artırın, kesintiyi bitirin’ çağrısının gölgesinde başladı. Küresel medya Suudi Arabistan’ın ABD ile Rusya arasında sıkıştığı ve kimi tercih edeceğini göstermesi açısından toplantıyı dikkatle izledi.

Riyad, petrol üreticisi bir ülke olarak kendi artı ve eksilerini topladı. Rusya’dan yana karar alarak ‘üretim kesintisine devam’ dedi Bu karar OPEC’in fiyatlar üzerindeki sınırlı etkisi dikkate alındığında önemini üretim kesintisi açısından petrolün işlem gördüğü borsalarda değil, Beyaz Saray’da gösterdi. Açıkçası Suudi Arabistan ABD’nin telkin ve çağrılarına karşın Rusya ile aynı zemini paylaştı. Bu durum Washington açısından var olan Suudi algısına zarar veren başlıca etmenlerden.

Kırmızı çizgi: Çinl’le yakınlaşma

Riyad’ın son dönemde alternatif güzergahlarda yatırım ve müzakere masalarında boy göstermesini Washington yakından izliyor. Ancak ABD açısından en kabul edilemez bulunan Krallığın her geçen gün Çin ile yakınlaşması.

Krallık özellikle 2010’dan sonra Çin, Rusya ve Asya Pasifik ülkeleriyle ilişkilerini kendi inisiyatifiyle geliştirme gayretinde. Kral Selman’ın 2017’de bir aydan uzun süren Asya Pasifik turu, aynı yıl tarihte bir ilki gerçekleştirerek Moskova’yı ziyaret etmesi Suudi Arabistan uzmanlarının çok alışık olduğu türden atılımlar değildi.

2014’te başlayan petrol kriziyle ekonomisinde çeşitlendirmeye hız veren Krallık 2030’da petrolün ekonominin temel dinamiği olmasını istemiyor. Bunun için ülkesinde yatırım zirveleri düzenliyor, çağrılara çıkıyor. 2017’de Amerikan silah tüccarları ve şirketleri Suudi Arabistan’a hücum ederken 2018’de ibre Çin’den yana döndü. Geçtiğimiz Ekim ayında gerçekleşen Çölün Davosu Zirvesi’ne Amerikan yönetim ve şirketleri Kaşıkçı Cinayeti sebebiyle mesafeli yaklaşırken, Krallık zirveyi ertelemediği gibi, tam tekmil katılan Rusya ve Çin ile anlaşmalar yaptı.

ARACOM özelleştirmesi ve petro-dolar güvencesi

ABD dünyanın en büyük petrol şirketi ARAMCO’nun yüzde 5’lik özelleştirmesini bekliyor. Hatta bunun New York Borsası’nda olması için Londra ile rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan özelleştirmeyi erteledi. ABD bu konuda hayal kırıklığı yaşadı. Hayal kırıklığı bununla sınırlı değil.

Mart 2018’de Çin’de önemli bir adım atıldı. Uluslararası Şanghay Borsası’nda ilk defa Çin resmi para birimi yuan üzerinden petrol anlaşmaları dönemi başlatıldı. Borsanın dikkatle izlenmesi gereken bir adım. Ancak son dönemde özellikle İran’dan yüklü miktarda petrol alan Çin,yaptırımlar sonrasında Suudi Arabistan’a yöneldi.

Buraya kadar her şey ABD’nin İran yaptırım politikasıyla uyumlu. ABD, İran’a petrol yaptırımları uygulamaya başlarken aralarında Çin’in de olduğu sekiz ülkeye geçici muafiyet tanıdı. Washington, muafiyet verdiği ülkelerden İran yerine alternatif üreticilere yönelmesini bekliyor. Çin de o yolda. Ancak bunu kendisine yeni bir pozisyon kazandıracak şekilde yapmak istiyor: Yuan’la petrol almak…

ABD’nin sinirden küplere binmesine neden olansa Suudi Arabistan’ın bu fikre olumlu yaklaşması. ABD, bu nedenle hedefine Prens Selman’ı hizaya sokmayı aldı. Hele ki Selman’ın petro-dolar sistemine zarar verecek atılımlara Çin ile beraber yeltenmesi tepkinin düzeyini tayin ediyor. Dolayısıyla değinilen konularda Riyad geri adım atmazsa 2019’da Suudi Arabistan konusunda alışık olmadığımız kadar sert bir Washington görebiliriz.

Gazete Duvar / 22.12.18